Bireysel Emeklilik Sistemi, Tasarruf Haritası ve Tasarrufta Kullanabileceğimiz Yatırım Araçları

, 10 Ocak 2020 , BES , Yorum Yok

Türkiye’de Bireysel Emeklilik Sistemi 2003 yılında ilgili mevzuatın yürürlüğe girmesi ile başlamıştır. Peki neden bireysel emeklilik sistemine ihtiyaç duyulmuştur? Bunun birçok alt nedeni olmakla beraber aslında temelde hem yurtiçi tasarruf imkanlarının ve oranlarının arttırılması hem de bireylerin emeklilik döneminde çalışırken devam ettirdikleri hayat standartlarının devamını sağlamaktır. Yapılan çalışmalardaki veriler gösteriyor ki çalışan bir insanın aldığı maaş emekli olduğunda ortalama %50-%60 oranında azalıyor. Bu durumda aradaki %40-%50 farkı ortadan kaldırmak adına çalışırken emekliliğe yönelik birikim yapmak lazım. Bireysel Emeklilik sistemi de işte tam bu noktada bu açığı ortadan kaldırmak üzere kurulmuş bir sistem.

Bireysel Emeklilik sisteminin esas ortaya çıkış noktasına vurgu yaptıktan sonra şimdi gelelim sistemin genel işleyişine ve bireyler açısından avantajlarına… Burada en önemli konu devletin 2013 yılından itibaren aylık maksimum asgari ücret tavan olmak kaydıyla verdiği %25’lik ek katkı… Peki aklınıza hemen şu soru gelecek, 2003-2013 arası devlet bu sistemi desteklemek adına hiçbir teşvik yapmıyor muydu? Tabii ki yapıyordu. Burada verilen teşvik çalışanın aldığı maaş oranına göre değişen vergi dilimlerine göre daha az vergi ödemesine imkân veren diğer bir ifadeyle ödeme yaptığı dönemde nakit kazanç olarak elde ettiği tutardı. Soyut yazıları somuta indirgemek ve sayılarla akılda kalması adına 2013’den önce 100 TL ödeyen bir katılımcı eğer maaşı %15’lik vergi dilimindeyse 15 TL %35’lik vergi dilimindeyse 35 TL aynı ay daha az vergi ödeyerek nakit kazanç sağlayabiliyordu. Ama burada çalışanın bunu belgelemesi gerekiyordu bu vergi avantajından yararlanmak adına. 2013’den sonra katılımcının çalışıp çalışmamasına ve ek bir belge sunmasına gerek kalmadan her katılımcıya standart %25’lik bir avantaj sağlandı. Bireysel Emeklilik sistemi doğası gereği uzun vadeli bir sistem olduğu için katılımcıların uzun vadeli sistemde kalmalarını teşvik etmek adına devlet ödediği devlet katkısı paylarının hak ediş zamanının kademelendirdi. Sitemde 3-6 yıl kalanlar devletin ödediği katkı tutarını fonda değerlenmiş haliyle beraber %15’ini hak ederken 6-10 sene sistemde kalanların %30’unun 10 seneden fazla kalanların%60’ının 56 yaşını doldurup en az 10 senede sistemde kalanlar ise %100’ünü hak edebilmektedir. Bu kademeli hak edişe göre sisteme girip 3 seneden önce sistemden ayrılan bir katılımcı %25’lik katkıdan yararlanamamaktadır.

%25 rakamını da daha iyi anlatmak adına klasik örneği verirsek kuyumcuya gidip tam altın parası verdiğinizde kuyumcu size promosyon olarak hiç çeyrek altın verdi mi? Devletimiz veriyor… Siz 100 TL öderseniz 25 TL, 200 TL öderseniz 50 TL 1000 TL öderseniz ise 250 TL ödüyor. Mevcut ekonomik konjonktürde risksiz yatırım aracı olarak faizsiz tarafta katılma hesabı ya da kira sertifikasına yatırım yapan konvansiyonel tarafta ise vadeli mevduat ya da bonoya yatırım yapan birisi 1 yıl sonunda %8-9 aralığında bir net getiri sağlarken bu sistemde ilk günden bunun yaklaşık 3 katlık bir kazanç elde etme imkânınız doğuyor. Hesap ortada.

Peki bu sisteme girerek yatırımlarınız hangi yatırım araçlarınıza değerlendirebilirsiniz. Bireysel bir yatırımcı gözüyle alıp satabileceğiniz tüm faizsiz enstrümanları Emeklilik fonlarında da alternatif olarak değerlendirebilirsiniz. Risk tercihine göre yüksek riskli düşük riskli yatırım araçlarını tercih edebilirsiniz. Örneğin risk iştahınız çok yoksa daha açık ifadeyle ben yatırdığım paranın çok fazla kaybetmesini istemem hakeza çok da kazançta gözüm yok diyorsanız düşük riske düşük oynaklığa sahip fonların ağırlıklı olarak katılma hesabı, kira sertifikası gibi fonlara yatırım yapan Emeklilik fonları tercih edebilirsiniz. Yada tam tersi ben uzun vadede en yüksek getiriyi hedefliyorum bunun içinde kısa vadeli yatırdığım 100 TL belki bir süre 90TL’lere düşebilir ama ben uzun vadede bu paranın en iyi getiriyi elde edeceğini düşünüyorum diyorsanız ortaklık paylarına (hisse senetlerine), altına yada döviz bazlı kira sertifikalarına (sukuklara) yatırım yapan Emeklilik fonlarını tercih edebilirsiniz…. Burada ben düşük risk alayım ama çok kazanayım düşüncesindeyseniz her yatırım platformunda olduğu gibi doğru yerde değilsiniz ne yazık ki. Yatırım dünyasının altın kuralı olan risk/getiri parametresi aşağı ya da yukarı yönlü beraber çalışır Daha Öz Türkçesi’ne kadar ekmek o kadar köfte…

 

Fatih Bozkurt – Katılım Emeklilik Fon Yönetimi ve Fon Hizmetleri Müdürü

Yorum Yaz

E-postanız gözükmeyecektir.