Yazan: Katılım Emeklilik Genel Müdür Yardımcısı İsmail Aydemir

Emeklilik sistemleri dünya genelinde “Asgari geçim standartlarını hedefleyen kamusal emeklilik programları”, “İşverenin de emekliliğin finansmanına katkıda bulunduğu iş yeri bazlı emeklilik programları” ve “Gönüllü katılım esasına dayanan emeklilik sistemleri” olmak üzere üç ayaklı bir yapı olarak kurgulanmaktadır. Türkiye’de de birinci basamakta Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)’nun yönettiği kamu emeklilik sistemi, üçüncüde 2003 yılında gönüllülük esasına dayalı başlatılan Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) yer almaktadır. Planlanan yapısal dönüşüm adımları kapsamında ikinci basamak ise 2017 yılında kısmi olarak başlatılan Otomatik Katılım Sistemi (OKS) ile oluşturulmuştur. Bugün, Gönüllü BES ve Otomatik Katılım Sistemi’nde toplam katılımcı sayısı 11,8 milyona ulaşmışken toplam fon tutarı da 100 milyar TL‘dir.

 

OKS’de, çalışanların emekliliğe yönelik tasarruflarının yatırıma yönlendirilmesi ile emeklilik döneminde ek bir gelir sağlanması ve birinci basamak sistemden alınacak maaşın yanında çalışma dönemindeki yaşam standartlarının korunması amaçlanmıştır. OKS; zorunlu BES gibi algılansa da bu sistemde çalışan, istediği zaman sistemden ayrılabilmekte veya ödemelerine ara verebilmektedir. Ayrıca sistem; mevcut yüzde 25 devlet katkısına ek katkı, basit katılım, kesintisiz planlama ve çalışanın tercihine göre faizli veya faizsiz seçenekleri ile de katılımcılarına önemli avantajlar sağlamaktadır. Ancak OKS’den ayrılan kişi sayısı, sistemin başladığı günden bu yana yüksek seyretmiş olup bugün yüzde 70 seviyesine ulaşmıştır.

 

Tamamlayıcı Emeklilik

Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan “Yeni Ekonomi Programı Yapısal Dönüşüm Adımları 2019” başlıklı pakette, bireysel emeklilik sektörünü yakından ilgilendiren konular ele alınmıştır. Buna göre paketin içeriğini; BES ve kıdem tazminatının yeniden yapılandırılması, tüm paydaşların katılımıyla kıdem tazminatı reformunun gerçekleştirilmesi, 2020’den itibaren her yıl OKS artı gönüllü BES’te en az 100 milyar TL fon biriktirilmesi ve beş yıl içinde millî gelirin yüzde 10’unu aşan toplam fon büyüklüğüne ulaşılması oluşturmuştur. Ayrıca reform paketinde, yıl sonuna kadar kıdem tazminatı fonunun BES altyapısı ile entegrasyonu konusunda da adımların atılacağı açıklanmıştır. Bu doğrultuda planlanan ve kıdem tazminatı uygulamasını da içerecek tamamlayıcı emeklilik sistemi dâhilinde, işverenin de katkı payı ödeyerek emekliliğin finansmanına katkı sağlaması, OKS’de yaşanan işveren desteği eksikliğini giderecektir.

 

Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES)’nin detayları yavaş yavaş netleşecektir. Ancak şu an için bu sistem ile ilgili mevcut resmî açıklamalar doğrultusunda şunları söylemek mümkün: TES’te, çalışandan olduğu gibi işverenden de kesinti yapılması ve bunların katılımcıların hesabında birikmesi amaçlanmaktadır. İşverenden ne kadar kesinti yapılacağı ise şu an için henüz belli olmasa da işverenlerin yükünü arttırmayacak bir çözüm bulunması hedeflenmektedir. OKS’deki çıkış serbestliğinden dolayı çalışanlar, fonlarındaki birikimleri ve performansı görmeden sistemden kısa sürede ayrıldıklarından devam oranları çok düşük kalmıştır. TES’te ise emeklilik yaşına kadar katılımcıların sistemde devam etmesi amaçlanmaktadır. Bu yeni sistemde emeklilik dönemi geldiğinde tüm devlet katkısı ve işveren kesintisi birikiminin tamamının alınması amaçlanmaktadır. Mevzuatla birlikte belirli durumlarda kademeli çıkış hakkının tanınacağı söylense de bu kademeler henüz net değildir. Diğer önemli bir detay da herkesin maaşına göre kesinti yapılmasıdır. Tüm kesintiler, çalışanın hesabında şeffaf bir şekilde birikecek ve emeklilik şirketleri bu birikimleri yönetecektir. Öte yandan BES’te emeklilik yaşı 56 olsa da tamamlayıcı emeklilikte yaş sınırının değişmesi gündeme gelebilecektir.

 

TES KAPSAMINDA ÖNGÖRÜLEN DEĞİŞİKLİKLER

1) Kıdem tazminatında fonlu bir sisteme geçilecek ve kıdem tazminatı “tamamlayıcı emeklilik” ile entegre edilecek.

2) İşe yeni girenler ve belirli çalışma süresi olan kişiler, bu sisteme zorunlu olarak dâhil edilecek.

3) İşverenden ve çalışandan yapılacak kesinti, her ay çalışanın emeklilik fon hesabına yatırılacak; kıdem ise işveren tarafından belirlenecek bir periyotla yine aynı hesaba aktarılacak.

4) Tamamlayıcı emeklilik sisteminde yapılacak devlet katkısı oranları netlik kazanacak.

5) Tüm fonların yatırım alanları mevzuat ile belirlenecek.

6) Çalışanlar, birikimleri ve kıdemleri ile ilgili tüm takip sürecini kendi hesaplarında izleyebilecek.

7) Kıdem tazminatının emeklilik yaşı gelince veya belirli yıllar çerçevesinde oransal bir tutar olarak alınabileceği bir sistem kurgulanacak.

8) Yeni sistemle beraber çalışan, ister 20 gün ister 10 sene çalışsın, işveren kıdem tazminatı fonuna çalışanın tazminatını yatırmak durumundadır. Böylelikle kıdem tazminatı çalışanın hesabında birikmiş olarak korunacak.

 

Kıdem Tazminat Fonu ve BES Entegrasyonu Ne Anlama Geliyor?

Reform paketinde diğer önemli bir detay da kıdem tazminatının Bireysel Emeklilik Sistemi’ne entegre edileceği konusudur. Reform paketinde yapılan açıklamalara göre kıdem tazminatı, devlet katkısının da olduğu fonlu bir sisteme geçirilecek ve BES’e adapte edilip bir bütün hâlini alacaktır.

Sosyal güvenlik uzmanlarına göre, ülkemizde kıdem tazminatına yönelik belli başlı sorunlar olarak;

– Özel sektörde bazı işverenlerin kıdem tazminatı yükümlülüğünden kurtulmak için hak ediş süresinden önce çalışanlarını işten çıkarması veya yeniden çıkış-giriş işlemleri yapması,

-Kıdem tazminatından mahrum kalma korkusuyla çalışanların mevcut iş yerlerindeki olumsuzluklara katlanmak zorunda kalması,

-Genç iş gücünün özellikle esnek ve yarı zamanlı çalışmayı arttırdığı günümüzde yapılan kesintiler nedeniyle çalışanların fayda görememesi,

-Bazı iş yerlerinin de kıdem tazminatı yükümlülüklerinden kaçarak haksız maliyet avantajı sağlaması gösterilmektedir.

 

Ülkemizde genel olarak beyaz yakalı çalışanların yüzde 65’inin, mavi yakalıların da yüzde 85’inin kıdem tazminatı hakkından yararlanamadıkları bilinmektedir. Ayrıca kıdem tazminatı işveren ve işçi arasında ciddi bir ihtilaf konusu da olmaktadır. İş mahkemelerinde görülen davaların yaklaşık yüzde 70’lik kısmı kıdem tazminatı konusunda olmaktadır. Öte yandan mevcut kıdem tazminatı uygulamasının çalışan için tam bir koruma ve güvence sağlama işlevini yerine getiremediği görülmektedir. Tüm bu olumsuzlukların önüne geçebilmek adına BES bünyesinde bireysel hesaplara dayalı bir Kıdem Tazminatı Fonu’nun oluşturulması ve OKS’nin yapılacak değişiklikler ile tamamlayıcı emeklilik sistemine dönüştürülmesi amaçlanmaktadır.

Sonuç olarak ülkemizin demografik açıdan yaşlanması gibi değişimler, sosyal güvenlik sistemleri ve kamu finansmanı üzerindeki yüklerin artmasına yol açmaktadır. Bu değişimler, birinci basamakta yer alan klasik emeklilik sistemlerinin sürdürülebilirliği ve yaşlanan nüfus için yeterli düzeyde emeklilik gelirinin sağlanması bakımından olumsuz sosyal ve ekonomik etkileri de beraberinde getirmektedir. Bu nedenlerle bireylerin emeklilik döneminin finansmanı konusunda ikinci ve üçüncü basamak sistemler, ülkemiz için çok daha önem arz etmektedir. Bu alanda “Tamamlayıcı Emeklilik” isminin de amacıyla bağlantılı olarak isabetli bir seçim olduğunu düşünüyoruz. Ülkemizde 2017’de başlatılan OKS’de katılımın zorunlu ama sistem içinde kalmanın isteğe bağlı olması nedeniyle çoğu çalışan daha yeni birikime başlarken hatta yatırım performanslarını görmeden ayrılmayı seçmişlerdir. Bu da tam anlamıyla ikinci basamak sistemini kısmen ülkemizde başlatabilmiştir. Bu reform paketi ile düşünülen ve tüm tarafların katılımıyla sonuçlandırılacak olan tamamlayıcı emeklilik sisteminde ise zorunluluk esas alınacaktır. Burada yapılacak düzenlemeler ile hem çalışanların kazançlarına göre bütçelerini sarsmadan birikim yapmaları hem de bununla emeklilik dönemine yönelik bir fon oluşturulması amaçlanmaktadır. Ayrıca bireysel hesaplara dayalı Kıdem Tazminatı Fonu’nun entegrasyonu ile çalışma hayatımızda önemli bir sorun olan kıdem tazminatı konusunun da çözümü sağlanabilecektir. Fakat bu yeni düzenlemelerin hayata geçişi öncesinde hem işverenin hem de çalışanın hem de kamuoyunun iyi aydınlatılması gerekmektedir. Bu fonların güvence altında olduğu, şeffaflık ile yönetildiği ve ülkemiz için gerekliliği iyi anlatılabilirse bu sistemin sosyal güvenlik boyutu açısından orta ve uzun vadede çok başarılı sonuçlar doğuracağı kanaatindeyim.

Yorum Yaz

E-postanız gözükmeyecektir.