Öğretmenlerimiz, anne ve babalarımızın gözü kapalı güvendikleri, huzurlu limanlarımızdır. Onlar, hayata karşı güçlü durabilmemiz için canlarını dişlerine takar ve bu vatana hayırlı bir evlat olabilmemiz için ellerinden geleni yapar. İmkânların kısıtlı olduğu bazı durumlarda ise ellerinden gelmeyeni de yapmaya zorlar. Bütün imkânları kullanarak bizlerin iyi bir eğitim almasını ve kaliteli bir insan olmamızı ister. İşte bu yüzden de Sokrates’in dediği gibi “Dünyada her şeye değer biçilebilir ama öğretmenin sanat eserine değer biçilemez.” Her öğretmenin değeri başkadır ama kendi vakitlerinden çalıp öğrencileri daha iyi bir eğitim alsın diye fedakârlıkta bulunan öğretmenlerimiz bambaşkadır. Gelin, öğrencileri için ayrı bir dünya oluşturan öğretmenlerimizden bazılarının hikâyelerine birlikte ortak olalım.

 

Boyama vakti

Diyarbakır’ın Çınar ilçesine bağlı Bağacık Köyü’ndeki öğretmenler, öğretmenliğin bir meslekten çok fazlası olduğuna inanıyor. Bugünün çocuklarının, yarının geleceği olduğunun farkındalar ve bugün, çocuklara yapabilecekleri her imkânı sunmak istiyorlar. Bu yüzden de çocukların daha hijyenik bir ortamda eğitim alabilmeleri için hep birlikte okulu onarım çalışmasına almışlar. Okulu birlikte boyayan bu öğretmenler, temizliği de kendileri üstlenmiş. Köy halkı tarafından da büyük bir sevinçle karşılanan bu projenin en büyük ödülü ise çocukların suratlarındaki o mutluluk…

 

Umut ışığı

Öğretmenlik yalnızca ders anlatmak değildir. Çünkü bazen dersi anlatamayacağımız durumlar da karşımıza çıkabilir. Şırnak’taki Yenişehir Ortaokulu’ndaki İbrahim de buna en güzel örnek.  %90 görme engelli İbrahim, görme probleminin yüksek olması sebebiyle derslerini anlayamıyor da. Okuldaki öğretmenleri ne yaptılarsa çözüm bulamamışlar. Ancak çözüm bulmaktan da asla vazgeçmemişler ve sonunda İngilizce öğretmeni, İbrahim’e nasıl dersi anlatabileceğini bulmuş. Her dersi İbrahim’in anlayacağı şekilde anlatmaya başlayan İngilizce öğretmeni, aynı zamanda tüm dersi minik kâğıtlara yazarak İbrahim’e vermiş. Yüzde 10 görme yetisiyle onları defterine geçiren İbrahim, hiç durmadan çalışmış. İngilizce öğretmeni, yazılı sınavı İbrahim için daha büyük harflerle hazırlamış ve kazanan azmi zaferi olmuş. İbrahim, sınavdan 90 alarak öğretmenine en güzel hediyeyi vermiş.

 

Film başlıyor

Büyük şehirlerde yaşayan, orada yetişip büyüyen her çocuğun imkânları derya deniz. Teknolojinin her geçen gün daha da geliştiği günümüzde, çocuklar her gün yeni bir şeyle tanışıyor. Ama ya Anadolu’da? Daha sinemanın ne olduğunu bile bilmeyen, göremeyen çocuklar var. Sivas’ın Ulaş bölgesindeki yedi öğretmen de, sinemayla tanışamayan öğrencileri için bir proje başlatmış. Tüm projeyi kendi imkânları ile sürdüren öğretmenler, harç karmadan malzeme toplamaya kadar bütün adımları kendileri atmış. Sinema salonu için topladıkları bütün malzemeleri ise inşaatlardan toplamışlar. 50 kişilik olması planlanan sinema salonunda, her gün 100 öğrenciye film izletmek istiyorlar. Üstelik tüm bunları da sadece öğrencilerinin gözlerindeki minicik bir ışıldamayla mükâfatlandıracaklar.

 

Evde eğitim

Ders her zaman derste anlatılmaz. Bunun en güzel örneği ise Van’da yaşanıyor. Beyüzümü İlköğretim Okulu’nda okuyan ancak rahatsızlıkları nedeniyle eğitimlerine devam edemeyen iki öğrenci, evde dinlenmek zorunda kalmış. Her ikisi de okulda başarılı bir öğrenci olması sebebiyle öğretmenleri bu duruma seyirci kalmamışlar ve hemen bir çözüm bulunmuş. Kendi aldıkları kararla, her gün bir öğretmen bu iki öğrencinin evine giderek dersleri, evlerinde anlatmaya başlamış. Bu sayede okula döndüklerinde arkadaşlarından geri kalmayacak bu iki öğrenci, başarılarıyla öğretmelerine gurur yaşatmaya devam edebilecek.

 

 

Anlattığımız bu yaşam hikâyeleri, hayallerimizi gerçekleştirmemiz için her zaman yanımızda olan öğretmenlerimizden yalnızca bazıları. Onlar, hayatları boyunca daha iyi insanlar yetiştirmeye devam edecekler. Biz de Katılım Emeklilik olarak bu vesileyle tüm öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü’nü kutluyoruz.

 

Yorum Yaz

E-postanız gözükmeyecektir.