Sigorta

TAMAMLAYICI EMEKLİLİK İLE GELECEK GÜVENDE!

Emeklilik sistemleri dünya genelinde “Asgari geçim standartlarını hedefleyen kamusal emeklilik programları”, “İşverenin de emekliliğin finansmanına katkıda bulunduğu iş yeri bazlı emeklilik programları” ve “Gönüllü katılım esasına dayanan emeklilik sistemleri” olmak üzere üç ayaklı bir yapı olarak kurgulanmaktadır. Türkiye’de de birinci basamakta Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)’nun yönettiği kamu emeklilik sistemi, üçüncüde 2003 yılında gönüllülük esasına dayalı başlatılan Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) yer almaktadır. Planlanan yapısal dönüşüm adımları kapsamında ikinci basamak ise 2017 yılında kısmi olarak başlatılan Otomatik Katılım Sistemi (OKS) ile oluşturulmuştur. Bugün, Gönüllü BES ve Otomatik Katılım Sistemi’nde toplam katılımcı sayısı 11,8 milyona ulaşmışken toplam fon tutarı da 100 milyar TL‘dir.

Devamını Oku

Bireysel Emeklilik Sisteminin Faydaları

Hayatımız boyunca büyük emekler verip çok çalışıyoruz. Sabahtan akşama kadar işlerimizin peşinde, daha iyi bir geleceğe sahip olmak için didinip duruyoruz. Peki ya geleceğe yeteri kadar hazır mıyız? Bu soruyu gönül rahatlığıyla cevaplamanın kolay bir yolu var: Bugünden bireysel emeklilik sistemine başlamak…

Siz de genç yaşınızda çalışmaya başladıysanız ve gelecekte rahat bir emeklilik hayatı yaşamak istiyorsanız bireysel emeklilik sisteminin ne gibi yararları olduğuna birlikte göz atalım. Devamını Oku

KRİTİK HASTALIKLARA İYİ GELEN BİTKİLER

Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, yaşadığımız devrin sağlık problemlerine bazen çözüm olamayabiliyor. Özellikle kritik hastalıklar söz konusu olduğunda, kişiden kişiye göre değişikliklerin yaşanması, tüm tedavi sürecini değiştirebiliyor. Bu sebeple belki de yapılabilecek en önemli adım, beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi olarak görülüyor. Baştan sağlıklı yiyeceklerle bir düzen oturtulursa, risk de bir o kadar düşebiliyor. Kritik hastalıklara hangi bitkinin iyi geldiğini ve bu bitkilerin vücudunuzda nasıl olumlu fayda sağladığını sizler için araştırdık. Devamını Oku

İSLAMİ (TEKAFÜL) SİGORTACILIĞIN GELİŞİMİ

Günlük yaşamımızda, yatırım alışkanlıklarımızı şekillendirirken konvensiyonel sigortacılığın yeterli olmadığı durumlar olabiliyor. Çünkü İslam inancına göre faiz getirisinden gelir elde etmemek gerekiyor. Bu ihtiyaçtan doğan Tekafül, nam-ı diğer İslami sigortacılık ise faiz, kumar ve şüpheye yer vermeyecek şekilde 1979 yılında Sudan’da ortaya çıkıyor. Ama dünya geneline baktığımızda İslami sigortacılık anlamında en gelişmiş sistemin Malezya’da olduğunu görüyoruz. Malezya’nın İslami sigortacılıkta hızla gelişmesi ve büyümesinin en önemli faktörlerinden birinin konumu olduğunu söyleyebiliriz. Bunun yanı sıra özellikle hayat sigortası branşı da Malezya’nın sermaye pazarının gelişmesinde önemli bir rol oynuyor. Malezya dışında Mısır, Ürdün, Cezayir, Tunus, Suudi Arabistan, Bahreyn, Kuveyt, Senegal, Singapur gibi ülkelerde de İslami sigortacılık başarılı bir şekilde yapılıyor. Devamını Oku

Ticari sigorta caiz midir? -3-

Ticari sigortanın caiz olup olmadığına ilişkin yazı dizimizin bu bölümünde sigorta-kumar ilişkisi, sigortanın konusu ile sigorta ve haksız tazmin ilişkisi konularına yer veriyoruz.

 

Sigorta Kumar İlişkisi

 
Sigortayı değerlendiren günümüz bilginlerinden bazıları, sigortanın konusu olan riskin olup olmayacağı belirsiz olduğundan kumar anlamı taşıdığını ileri sürerek sigortanın caiz olmadığını söylemişlerdir.

 

Kumar, ortaya para koyarak oynanan talih oyunudur. Sigortanın kumara benzetilmesi doğru değildir. Zira sigorta sözleşmeleri kumar ve bahis gibi şansa bağlı sözleşmelerden değildir. Kumar ve bahiste taraflar, kararlaştırmış oldukları parayı kaybetmeyi başta göze alıp, bir ihtiyacı karşılamayı değil, oyun aracılığı ile emeksiz bir zenginleşmeyi amaçlamaktadırlar. Sigorta sözleşmesinde ise sigortalının tesadüfe bağlı bir olaydan zenginleşmesi söz konusu değildir.

 

Çünkü sigortacı, risk gerçekleşince, üzerine aldığı riskin meydana getirdiği zararı, sigorta sözleşmesine dayalı olarak öder. Sigorta sözleşmesinde öngörülen riskin gerçekleşmesi halinde sigortalının uğradığı zarar giderilmekte olup sigortalıya bir zenginleşme sağlamamaktadır.

 
Kumarda hiçbir surette dayanışma ve yardımlaşma özelliği ve niyeti yoktur. Aksine, karşı tarafı mağlup etme ve malını alma niyeti vardır. Bu da dayanışmayı değil, kin ve nefreti doğurur. Sigorta sözleşmelerinde ise, riskin gerçekleşmesi, kumar ve bahiste olduğu gibi taraflarca istenilen bir durum değildir. Ayrıca kumar ve bahiste tehlikenin (kaybetmenin) önlenebilme ihtimali bulunmakla birlikte, sigorta sözleşmelerinde rizikonun önlenebilmesi söz konusu değildir.

 
Kumarda alınan meblağın hiçbir sınırı yoktur. Kumarda insan bütün maddi ve ahlâkî değerlerini yok edebilir. Sigortada ise belli bir kayıp (risk) karşılığında, onun kadar alma söz konusudur.

 

Öncelikle kumarın haram olmasının birinci amili, daha önce de belirtildiği gibi, ahlâkî ve içtimâîdir. Bu itibarla en büyük içtimâî ve ahlâkî dertlerden biri olan kumar ile, faaliyet sahasında insanın malına ve canına dokunan kazaların-felaketlerin zararını ve acısını azaltmak için bir tür yardımlaşma olan sigorta sisteminin birbirine kıyaslanması uygun olmaz.

 

Devamını Oku